Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım-Herta Müller

müller-kendimle karşılaşmasaydım

Herta Müller, romanlarında genel olarak Romanya’da yaşayan Alman bir azınlık olarak Cavuşesku dönemi Romanya’sının ruh halini bize yansıttığı bilinir. Bu kitabında da Müller, diktatörlerin, baskıcı rejimlere maruz kalmış insanların öfke ve başkaldırma istediği hariç söz konusu olabilecek yegane hissiyatı; çıkışsızlığı ve sıkışmışlık halini, dolayısıyla aklı başında olmak ve delirmek arasındaki gidiş gelişleri kitabına ilmek ilmek işliyor. Bunu düzenli olarak sorguya çağrılan ana karakterin yaptığı tramvay yolculuğunda, tramvaydan dışarıyı izlediği manzara ile kendi hayatı ve etrafındaki insaların hayatından sunduğu manzaraları içiçe geçirdiği yazara has olan düzyazı tarzı, uslübu ve imge yaratmaktaki ustalığı ile yapıyor.

Birbiri ile benzeşmeyen insanların benzeşmeyen umutlarının, umutsuzluğa karışması için etkiliyici ve birbirinden farklı onca hikaye ve detay eklemiş ki kitap dikkatin dağıldığı bir evrede elinizden kaçıp gidiveriyor ve tekrar dönüp aynı sayfaları okumak durumunda kalıyorsunuz. Müller, kolay bir okumama mı öneriyor okuyucusuna? Hayır. Ancak doyurucu bir okuma önerdiği kesin. Yazarın, keskin bir gözlem gücünün yaratıcılık ve dil becerisi ile en üst noktalarda birleştiği güçlü kalemlerden olduğu kesin. Müller’in tasvir tekniği ve yetisi o kadar üst noktada ki, sahnelerin ve insaların bütün canlılığı ile okuyucunun gözünde canlanmaması mümkün değil. Bunu iyi yapan yazarlar genelde keyifli okuma sağlarlar.

 Her ne kadar bütün karakterlerin umutlarının hayalkırıklığına dönüştüğü, aşkın dahi bir tutsaklık ve yabancılaşmadan öteye evrilemediği, yakınlaşmaların hem fiziksel hem duygusal mesafeler  üzerinden işlendiği kitapta nedense Bayan Micu karakterinin öyküsü bana Vittorio De Sica’nın”Bisiklet Hırsızları” ve Yılmaz Güney’in “Umut” filmlerini anımsattığından, bende buruk bir tebessüme sebep oldu.

“…Ben kabalaştım ve o iyi kaldı, işte o kadar. Kafam yerinde değildi. Ensesinden itip meşum bir sevinçle bağırdım: Kimsenin ata dönüştüğü yok, fasulye kabuğu gibi kuruyoruz burada. Anladın mı, burada ağaç yok, yalnızca tabutlar için tahta var. Kendi tabutlarımıza giriyoruz, görüyorum.” s. 165

Herta Müller, Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım, Siren Yayınları, 2016, 198 sayfa.

Advertisements

Tagged: , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: