Middlesex-Jeffrey Eugenides

jeffret eugines

Pulitzer ödüllü Eugenides’in bu kitabı Virgin Suicides filmini izlediğimde çok etkilenmiş olmam ve Eugenides’in filmin senaryosunun dayandığı aynı isimli kitabın yazarı olması sebebi ile beni çok heyecanlandırmıştı. Ancak ne yazık ki kitabı okuma tecrübem aynı heyecanı bana yaşamatı. Bunun sebebi ne yazık ki beklentilerimin yüksek olması değildi.

Kitap Calliope “Cal” isimli intersex (Romanın Middlesex ismi bu durumla bağlantılı değildir.) bir protaganistin kendi cinsel yönelimini bulma serüvenini eksene alarak Yunanistan göçmeni bir sülalenin göçme olma durumunun getirdiği kimlik sorununu ayrıca tabi ki göç ettkileri ABD’nin’de ailenin yerleşik olduğu Detroit üzerinden dönemsel resmini vermekte. Aileye ilişkin kısımlar özellikle büyükaane karakteri, onun ipek böceği sevdası ve kendi vicdan mahkemesinde hep hüküm giymesi sebebi ile hayatın olağanlığında kendine yer bulamayarak uçlara savrulması kitabta sürdürülmüş en güçlü ve başarılı hikaye diyebilirim. Her ne kadar ana karakter olmasa da ben büyükanneyi okumaktan protagonistin hikayesini okumaktan çok daha keyif aldım.

Kitabın kurgusu aksamadığı gibi anlatım da çeşitlendirilmiş. Dil kullanımının da kötü olduğu söylenemez. Zaten Eugenides yaratıcı yazarlık eğitimi veren biri. Yine de kitapta eksik olan bir şeyler var. İşte tam bu günlerde Elif Şafak’ın kitap çıkarması ile bir ayyuka çıkan tartışmalar geçen yaz  okuduğum bu kitabı aklıma getirdi. Kitapta eksik olan bence yazarın güncel olan bir konuyu kendine sorun edinmeye çalışması ve bu güncel olaydan kitabına pay çıkarmaya çalışması. Konuya ilişkin istediği kadar araştırma yapmış olsun onu yazmaya iten mesele, protagonistinin meselesi değil ve bu ortalama bir okuyucunun algılayabileceği bir durum. O kitap yavan gelir çünkü. Eğer ki Cal yan bir karakter olsa belki bir nevi kurgusunu kurtarabilirdi ama ana eksene intersex olgusunu oturtuyor olması bence onun açısından bir hata. Eugenides ne kadar iyi niyetle konuya ilişkin dikkat çekmeye çalışmış olursa olsun, onu yazmaya iten meselenin bu olmadığı anlaşılıyor çünkü çoğu kısım teknik olarak parlasa bile ağızda bir yavanlık bırakıyor. İşte bu yavan tat burada yazarın kendi meslesine, meselelerine sadık kalmamasından ileri geliyor diye düşünüyorum. Yazarın bu konuda hassasiyetinin olmadığı ya da bu konuya ilgisi olmadığını söylemek değil demek istediğim. İyi kitabı iyi kitap yapan özelliklerden birinin açıkçası yazarın kendi hayatında; hayata bakışında sorun, mesele edindiği şeylerin üzerine gitmesi olduğunu düşünenlerdenim. Bunun farklı farklı kurgular ve farklı farklı karakterlerden üzerinden yapabilir. Her yazarın meselesi bize hitap da etmeyebilir ancak yine de bunu algılayabilir otantikliği takdir edebiliriz. Yani herkese hitap etmiyor olması kitabı kötü yapmaz. Hatta okuyucu olarak bana hitap etmeyen bir durumu mesele etmiş ve iyi işlemiş yazarın kitabını beğenmeme engel olmaz. Nabokov mükemmel bir yazardır ama Lolita’yı bu kadar mükkemmel kılan sebeplerden birinin kendisinin bayağılık olarak tanımladığı ve hazmettiği meselesinden uzaklaşmıyor oluşudur. Nabokov’u harika kurgu ve dil kullanım yeteniği, büyücülüğü her yazarda olmasa bile kurgu ve dili oturtulmuş ve otantik kurmaca yazılamayacağı anlamına gelmez. Büyü işte aslında biraz da meseleye sadık olmakla da ilgilidir. Ne tür yazarsa yazsın ve meselesi ne olursa olsun yazar meselesi/meseleleri olmayan durumu/durumları mesele edinmeye çalıştığı anda bu kurguyu hemen yavanlşatırıyor ve  bütün bir kitabın olmuşluğuna zarar getiriyor. Kendi meselen olmayan bir şeyi mesele edinme gereği nerede geliyor peki? Çok okunma isteği, tanınma isteği, çok satma isteği? Herhangi biri olabilir. Bu amaçlara bu şekilde ulaşılabiliyor da olunabilir ama işte orada iyi eser vermekten uzaklaşılıyor. İyi yazmak, yazabilmek ile iyi eser vermek bence aynı şey değil. Elif Şafak’taki kırılmanın da aynı durumdan kaynaklandığını düşünüyorum. Kendi meselesi, meselelerine sadık kalmaması, oluşturmuş olduğu dili ötelemesi suni meseleler edinmeye çalışması onu yazarlığının ilk başlarındaki parladığı noktasından çok uzağa sürükledi.

Yazıyı noktalarken tatil mevsiminde olduğumuz şu günlerde Eugenides’in fena bir okuma sağlayabilir. Sıksa da, yormuyor.

Jeffrey Eugenides-Middlesex-Domingo Yayınları-2015-605 sayfa.

Advertisements

Tagged: , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: