Virginia Woolf, Orlando-Okumanın Ardından

orlando-woolf

Bazı yazarların kütüphanede beklemesi iyidir, bu yazarların kitaplarının alınıp bir süre bekletilmesini kitap alma çılgınlığı ile bağdaştıramayacağım. Yeri gelince özlem duyulan yazarlar vardır. Onların edebiyatı dahilinde ortalama sayılacak kitaplarının bile okuma zevki, ortalamanın üzerinde olur genellikle. Herkesin böyle yazarları olduğunu -birden fazla- olduğunu düşünüyorum ve umuyorum. Virginia Woolf benim yukarıda tanımladığım yazarlarımdan biri. Orlando kitabını yeni okuyup bitirdim. Kitaptan yalnızca alıntı yapacağım; bir inceleme yazacak kadar kendime parlak gelebilecek bir düşünce henüz üretmedim, kitabın konusu da zaten yaygın olarak biliniyor:

“Gürültüden sonraki sessizliğin daha derin olması henüz bilimsel olarak doğrulanmamıştır. Ama sevişmenin hemen arkasından gelen yalnızlığın kendini çok fazla hissettirdiğine çoğu kadın yemin edebilir.” s. 146.

“Okuma hastalığı bir kez insanın vücuduna girince onu öyle güçsüz düşürür ki, vücut mürekkep hokkasında yaşayan ve tüy kalemde cerahatlenen öbür belaya kolayca yem olur. Talihsiz kişi yazmaya başlar.” s. 61.

“Aşk, demiştir şair, bir kadının bütün varlığıdır. Masasından yazı yazmakta olan Orlando’ya bir an bakarsak, bu tanıma daha uygun başka bir kadın olmadığını itiraf etmemiz gerekir. Kuşkusuz, o bir kadın, hem de güzel bir kadın, altın çağında bir kadın olduğundan, çok geçmeden böyle yazarmış ve düşünürmüş gibi yapmaktan vazgeçecek, en azından bir av alanı bekçisini düşünmeye başlayacaktır (bir erkeği düşündüğü sürece kadının düşünmesine itiraz eden olmaz). Ve sonra erkeğe bir pusula yazacaktır (pusulalar yazdığı sürece bir kadının yazmasına kimse itiraz etmez) ve pazar gün günbatımında buluşmak üzere randevu verecektir ona, pazar günü günbatımında av alanı bekçisi pencerenin altında ışık çalacaktır -bütün bunlar elbette hayatın malzemesidir ve kurmaca için tek olası konudur. Orlando bunlardan birini mutlaka yapmıştır, değil mi? Heyhat -binlerce kez heyhat, Orlando hiçbirini yapmadı. Öyleyse Orlando’nun sevmekten nasibini almamış bir kötülük canavarı olduğunu itiraf etmeli miyiz? Köpeklere iyi davranıyor, arkadaşlarına sadık kalıyor, açlıktan ölen bir düzine şaire vermediği şey kalmıyor, şiire bayılıyordu. Ama -erkek romancıların betimlediği şekliyle aşkın- ne de olsa onlar tam bir otoritedir aşk konusunda- nezaketle, sadakatle, eli açıklıkla ya da şiirle bir ilgisi yoktur.” s. 211-212.

Advertisements

Tagged: ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: