Category Archives: makale

Onarıcı Adalet Uygulamalarında Çember Modeli, Türkiye’de Uygulanabilirliği ve Toplumsal Katılım-Hukukpolitik

Onarıcı Adalet uygulamalarından olan Çember modeline ilişkin yazmış olduğum makale Hukukpolitik sitesinde yayımlanmıştır.

GİRİŞ

“Onarıcı Adalet”, 1970 ve 1980’lerdeki mağdur hakları mücadelesi ile önem kazanmış, modern ceza adalet sistemine alternatif bir adalet anlayışının ve farklı mekanizmaların geliştirilmesi ile kavramsallaşması pekişmiştir. Onarıcı adalet uygulamalarında farklı mekanizmalar kullanılmaktadır ve “çemberler” bu mekanizmalardan biridir. Bu yazının devamında, hukuk ve suç kavramlarının ne olabileceğinin ve bu hususlara ilişkin farklı yaklaşımların üzerinden geçilerek, onarıcı adalet teorisi, konu bazında irdelenecek olup; onarıcı adalet uygulamalarından olan “Çember Mekanizması” açıklanacak, mekanizmanın uygulama alanı bulduğu ülkelerde almış olduğu eleştirilere de değinilerek, bu mekanizmanın Türkiye’de uygulama alanı bulup bulamayacağı tartışılarak, sonuç kısmında neden kendine uygulama alanı bulması gerektiği belirtilecektir.

Yazının devamı Hukukpolitik sitesindedir.

Advertisements

Fernando Solanas’ın “Güney”inden “Yolculuk”una Kadın-Artcivic

Jean Luc Godard kendinin ve benzeri yönetmenlerin durumunu açıklamak için “kalenin içinde tuzağa düşürülmüş olarak kalma” benzetmesini kullanır. Bu Goddard ve onun dâhil edilebileceği ekolün yönetmenlerinin aslında bir şekilde çıkmazda hissettiklerinin Goddard’ın kullandığı bir analoji ile dışavurumudur. Üçüncü Sinemanın yönetmenleri işte tam bu noktada sinemanın içinde bulunduğu açmazlardan sıyrılma iddiaları ile kendilerini konumlandırır. Bu sebeple “gerilla sinemacılık” “militan film” gibi ifadelerle kendi kameralarını sisteme çevrilmiş silahlara benzetmektedirler. Hedeflerindeki sistem ise hâkim kapitalist düzen, bunun sebep olduğu sömürü, tahakküm ilişkileri, burjuva anlayışı ve beğenisi, anti-tarihsel film anlayışı ve piyasalaşan sinemacılıktır. Üçüncü Sinema aslında tüm bu sayılanlara bir başkaldırı olarak ortaya çıkmış olmasına rağmen bu ekolün önemli yönetmenlerinden ve konuya ilişkin oldukça iddialı bir manifestonun da yazarlarından biri olan Fernando Solanas’ın kamerası, hedefindeki anti tarihsel sinema anlayışını, burjuva anlayış ve beğenisini ve tahakküm ilişkilerini ne kadar yansıtabilmiş ya da yansıtabilmiş midir?

Yazının devamı Artcivic‘de…