Category Archives: sergi

artSümer-Versus Art Project-Krank Art/ Devam Eden Sergiler

1- Yasemin Özcan/Dead End Of Bliss/artSümer/22 Eylül-26 Kasım 2016

Yasemin Özcan’ın adalet, eşitlik, birlikte varolabilme, kültürel kimlik ve cinsel yönelim gibi kavramları sorguladığı eserlerinden oluşan sergisi Dead End Of Bliss, artSümer’de 22 Eylül-26 Kasım arasında devam edecek.

Sanatçının bu kavramlara eğildiği ilk sergisi bu değil, kendi sanatı için söz konusu kavramlar önemli bir yer teşkil ediyor. Yine aynı şekilde malzemeler, farklı malzemelerle çalışmak da sanatçının sanatında öne çıkardığı, üzerine düşündüğü bir konu.

Sergide Hacı Bektaş Veli’ye atıfla hazırlanmış işler bulunmakta. Özellikle iki parça halinde dişi aslan ve ceylan şeklindeki halı benzeri yerleştirme ile sanatçının sorgulamaya çalıştığı konunun, günümüz için son derece güncel ve öenmli olduğunu düşünüyorum. Hacı Bektaş’a atıf ile Özcan’nın bu yerleştirme ile sorguladığı “İçimizde aslanlar ve ceylanlar olarak biz, birlikte yaşabilmeyi öğrenip, birlikte varolabilecek miyiz?”

Benim şahsen en hoşuma giden parça, hikayesi sebebi ile duvara asılmış olan yün eldiven oldu. Bu eldiven sanatçının annesindeymiş. Eldivenin teki olmadığı halde sanatçı yine de çok sevdiğinden, öğrencilik yıllarında bu eldiveni çok kullanmış ancak her kullanacağında, tek olması hali sanatçıyı eldivenin kullanımı açısından zorlarmış. Çok sonra eldivenin diğer tekinin yengesinde olduğu ortaya çıkmış. Sanatçının babaannesi eşitlik adına bu eldivenlerin bir tekini annesine, bir tekini yengesine vermiş. Yasemin Özcan’da bu yaşanmışlığından yola çıkarak sergideki bu eldiven ile eşitlik, adaleti sorgulamış. Babaannesinin davranışını da düşünerek “her eşitlik, adalet getirir mi?”yi soruyor kendisine ve izleyenlere. Eldivenlerin eşit olarak paylaştırılması adalet sağlamış mıdır? Eşitlik adına eldivenin kullanışsız ve işlevsiz bir hale gelmesi adalete denk düşer mi?

Galerinin sergiye ilişkin linki :http://www.artsumer.com/gallery/exhibitiondetail/90

2- Can Aytekin/Inverse-TersYüz/Versus Art Project/ 22 Eylül-15 Ekim 2016

Sergi kağıt üzerine ahşap baskı ile yapılmış işlerden oluşuyor. Can Aytekin, sanat tarihi ile oldukça haşır neşir olan bir sanatçı. İşleri gördikten sonra galerinin sanatçı ile çok hoş bir söyleşisini içeren kitapçığını okumamamın, sergiyi benim için daha etkili ve anlamlı kıldığını ifade edebilirim.

Sergide yer alan işlerinde Can Aytekin yüz, suret, didar gibi kelimeleri bu kelimelerin anlamları ve kökenlerini sorgulamış. Görünür olma, görünmek temel kavramlar gibi durmakta. Şekil kelimesinin Arapçadan dilimize geçmesi hem yüz/çehre hem biçim/form anlamına gelmesinden bahseden sanatçı daha önce portre olamayan yüzlerle ilgili bir sergi yapmış. Aynı zamanda söyleşiden yola çıkarak yüzün çizilmesinin yasak olduğu dönemde, resim ve/veya ikonofillerde şekillerin temsili görevinin ne olabileceğine ilişkin bir düşünce de serginin arka planda kendine yer bulmakta.

Sergideki işlerde kırmızı ve yeşil rengi kullanılmış. Bunun yine sanat tarihine atıflar içerimesi söz konusu. Rönesans’a kadar sadece kırmızı, siyah ve beyazın kullanılan ve kabul edilen renkler olduğuna değinen Aytekin daha sonra Sovyet Konstrüktivizmi’nin bu üç renge geri döndüğünü ifade ediyor. Aytekin kırmızının, kanın renginin ilk renk olması durumundan bahsetmekte. Kırmızı ve yeşilin üst üste gelmesi ile siyaha yakın siyahımsı bir renk edilmesi de yine Aytekin’in değindiği noktalardan.

Ayteki’in sanat tarihi ilgisi yine sergideki işlerinin ortaya çıkışı ve gelişim sürecini de etkilemiş. Kendisi sanat tarihi söz konusu olduğunda, resimlerin birbiri ile konuştuğunu düşünüyor, kendi şekillerinin de birbiri ile konuşarak, etkileşim için bir seriye dönüştüğünü ve serginin bu şekilde ortaya çıktığını ifade ediyor.

Galerinin sergiye ilişkin linki: http://www.versusartproject.com/exhibitiontr

3-Roman Uranyek&Rodenko Milak/Tarihsel Karşılaşmalar/Krank Art/23 Eylül-19 Kasım 2016

İki sanatçıdan Milak’ın farklı coğrafyalarda aynı tarihlerde olan olaylar ve Uranyek’in her gün çizilmiş haçlarının birleştirilerek oluşturulduğu işlerden oluşmuş bir sergi. Sergini kürotörü Ali Akay. Akay’ın sergiye ilişkin bröşürde çok uzun olmayan ancak oldukça dernlikli bir yazısı bulunmakta. Bu da sergiyi başka bir yönü ile bize açmakta.

Akay’ın yazınsında değindiği ve beni de sergi dahilinde düşündürtten, aklımda kalan hususları belirtmem gerekirse; iki sanatçının birlikte çalışması ve tarihle de haşır neşir olması göz önüne alındığında Akay’ın bazı karşılaşmaların insanlık tarihindeki öneminin altını çizmesi (Deleuze ve Guattari örnek verilmiş) iki olayın, iki insanın karşılaşmasının tarih aşırı olduğunu ifade etmesi. Ayrıca sanatın, tarihin düz bir olaylar dizgisinden ibaret olamayacağının ve olmadığının göstergesi olması, bir anlamda sanatın tarihaşırı olduğunun Akay’ca ifadesi hem genel anlamda hem de sergi ile bir düşünüldüğünde çok hoşuma gitti. Son olarak Akay’ın, Jacques Monod’un “Raslantı ve Gereklilik” kitabına atıf yaparak, kitapta Monod’un Demokritos’tan yaptığı “Evrende mevcut olan her şey rastlatının ve gerekliliğin meyvesidir.” alıntısı sergi bağlamında beni başka bir düşünce noktasına da yönlendirdi.

Uranyek’in haç figürlerinden biraz daha bahsetmek istiyorum. Sergideki Milak’ın işinin tarihi mesela 17 Kasım ise, Uranyek’in 17 Kasım 2001, 2002 ve …, her yıl için 17 kasımlara ait çizdiği haçlar ile resme yerleştirilmiş.

Sergide Gezi Protestosu ve Duran Adam’a ilikin de bir işin bulunduğunu da söyleyerek diyeceklerimi sonlandırabilirim.

Galerini sergiye ilişkin linki:  http://krankartgallery.com/index.php/portfolio_page/tarihsel-karsilasmalar/